Bir izlenim yazısı yazılmış idi: Hakikatini arayan bir oyun “Hakiki Gala”

Posted by on Aug 27, 2012 in genel, haberler | No Comments

Hakikatini arayan bir oyun- “Hakiki Gala”
Çağdaş ve geleneksel öğeleri birbirine karıştırarak hem “tiyatronun tiyatrosu”nu yapan, hem de günümüze özgü oyunsu bir anlatı tiyatrosu yaratan Tiyatrotem “Hakiki Gala” adlı oyunuyla sezona devam ediyor. Yönetmenliğini Çetin Sarıkartal’ın yaptığı oyunun metni Ayşe Bayramoğlu’na, sahne tasarımı Zekiye Sarıkartal’a, görsel iletişim tasarımı ise Behiç Alp Aytekin’e ait; tek perdelik bir komedi olan oyunda Ayşe Selen ve Şehsuvar Aktaş oynuyorlar. Gelin olmak isteyen yabancılar, ucuza ya da pahalıya yapılan ama hiç beğenilmeyen yemekler, hem pop hem star hem “ala” hem “turca” olmak adına çocuklukları hoyratça ellerinden alınmış çocuklar, kendini helâk ederek dans edenler, yeteneğine güvenenler vb günümüzün rating yapan ve çok tartışılan televizyon programları, 3.sayfa haberleri, kısaca insanların görünür olabilmek için kendilerini feda ettikleri toplumsal bir şizofreniyi konu alan oyun,  TV programları ile yaratılan yeni ”gerçek” ve “gerçeklik” algısını da bir paradoksa dönüştürerek “hakiki” bir sistem eleştirisi getiriyor. Oyunun kahramanları  Müesser Hanım ve Lûtfi Bey’e bir kereliğine de olsa sahneye çıkma ve kendilerini gösterme şansı veriliyor; ancak ömürlerini onca zaman boyunca birbirlerinden habersiz geçirmiş Müesser ve Lûtfi için ortak bir sahne dili tutturmak, anlaşmak zorlu bir serüvenden geçmelerini gerektiriyor.  Oyunu defalarca baştan alıyor, defalarca tökezliyorlar; hayallerinden ise asla vazgeçmiyorlar. Fakat ne Müesser Hanım ne de Lûtfi Bey tiyatro ile arzu ettikleri hakiki başarıya ulaşamıyorlar. Tiyatronun kurgusallığı daha en baştan onların gerçekliğini kırıyor ve anlattıkları kurmaca bir gerçekliğin parodisine dönüşüyor. Müesser Hanım ve Lûtfi Bey’in seyirciyi bulundukları duruma inandırma çabası ve yaşadıkları üzerine yaptıkları itiraflar da bir süre sonra gerçeklik yanılsaması yaratacağı yerde kurguyu daha çok derinleştiriyor ve seyirciyle oyun kişileri arasındaki mesafeyi kat be kat arttırıyor.
Sahne üzerindeki bir sandalyenin hem gerçeğin kendisi hem de gerçeğin temsili olması gibi Müesser Hanım ile Lûtfi Bey’in gerçek kişiler mi yoksa gerçeğin temsili oyun kişileri mi olduğunu “hakiki” kavramıyla bir paradoksa dönüştüren oyun, tiyatrodaki gerçeklik yaklaşımına da göndermede bulunuyor.
Oyun; dekor, kostüm ve aksesuar seçimiyle de adeta bir karnaval havası yaratıyor: Sahnenin dört tarafında yapma çiçeklerle süslenmiş ışık ayakları,  arka kısımda iki perdeli geniş bir pencere, onun arkasında yanardöner bir küre, sahne önünde bir masa ve 2 sandalye alışılagelmiş gerçeklik duygusunu uzaklaştırıyor. Televizyon ekranında belki de hiç yadırgamayacağımız sahne atmosferi oyuna temsili garip bir hava veriyor. Müesser Hanım ile Lûtfi Bey’in abartılı sahne kostümleri de bu etkiyi pekiştiriyor.
“Hakiki Gala” sıradan insanın oyuncuya dönüştüğü yerde, oyuncunun rol ile kişiliği arasındaki ilişkiyi nasıl ve nerede kuracağını sorguladığı gibi herkesin rol yaptığı, hayatların kurgulanmış oyunlara döndüğü, gerçekliğin sahnelendiği bir dünyada tiyatronun statüsünü de tartışmaya açıyor.
Öney Olcaytu
Aydınlık Gazetesi
04.04.2012

This post is also available in: İngilizce